Sinema Dünyasından Ortak Bildiri: Sanatsal Özgürlüğümüzü Savunuyoruz
E
Yazar Medya
5 dk okuma
34 okunma
Yayınlanma: 24 Ağustos 2026 10:57
Sinema Dünyasından Ortak Bildiri: Sanatsal Özgürlüğümüzü SavunuyoruzFoto: Yazar Medya
Paylaş
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün yönetmen Bingöl Elmas’ın Kapadokya’daki çevre ve kültürel tahribatı ele aldığı “Şiirli Oda’nın İzinde” adlı belgeseline verilen yapım desteğini faiziyle geri istemesi, sinema sektöründe tartışmalara neden oldu. Aralarında sinema kurumları, yönetmenler ve sanatçıların bulunduğu 215 kişi, kararın ardından “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlıklı ortak bir bildiri yayımladı.
215 Sanatçı Ve Sinemacı Bildiriye İmza Attı
Bingöl Elmas’ın belgeseline yönelik destek kararının geri çekilmesine tepki gösteren sinemacılar, ortak bir metinle sanatsal üretim alanına yönelik baskılara dikkat çekti. Bildiriye Altyazı Sinema Derneği, Documentarist, İşçi Filmleri Festivali ve Sine-Sen’in de aralarında bulunduğu 10 kurumun yanı sıra Emin Alper, Azra Deniz Okyay, Pelin Esmer, Zeynep Dadak, Belmin Söylemez, Ceylan Özgün Özçelik ve Can Candan gibi isimler imza attı.
Sektör temsilcileri, yaşanan sürecin yalnızca tek bir projeyle sınırlı olmadığını ve kamu desteklerinin sanatsal üretim üzerindeki etkisinin yeniden tartışılması gerektiğini savundu.
Bakanlığın Gerekçesi Tartışma Yarattı
Bakanlığın resmi yazısında desteğin geri istenmesine “senaryo uyumsuzluğu” ve “teknik yetersizlik” gerekçe olarak gösterildi. Ancak yönetmen Bingöl Elmas, yetkililerle yaptığı görüşmelerden hareketle belgeselin Kapadokya’daki çevre tahribatına yönelik eleştiriler içerdiği için politik açıdan sakıncalı bulunduğunu öne sürdü.
Ortak bildiride ise resmi gerekçelerin kararın gerçek nedenlerini açıklamakta yetersiz kaldığı iddia edildi. Sinemacılar, bir yapımda politik veya toplumsal eleştiri bulunmasının filmin sanatsal ya da teknik açıdan yetersiz kabul edilmesine neden olup olmaması gerektiğinin sorgulanmasını istedi.
Emin Alper’in Yaşadığı Süreç Hatırlatıldı
Bildiride, benzer bir olayın daha önce yönetmen Emin Alper’in “Kurak Günler” filmiyle ilgili yaşandığı da hatırlatıldı. Bakanlık, 2022 yılında Cannes Film Festivali ve Altın Portakal ödüllü yönetmene verilen 950 bin liralık desteğin, senaryoda yapılan değişiklikler gerekçesiyle yasal faiziyle geri ödenmesini istemişti.
Sinemacılar, farklı dönemlerde yaşanan bu tür uygulamaların yapımcı ve yönetmenleri ciddi mali yüklerle karşı karşıya bırakabileceğini belirtti. Sektör temsilcilerine göre bu durum, sanatçıların destek alabilmek veya aldıkları desteği kaybetmemek için üretim süreçlerinde otosansüre yönelmesine yol açabilecek bir risk taşıyor.
Tartışmanın Geçmişi 2019’a Uzandı
Sinema sektöründeki tartışmanın önemli dönüm noktalarından biri olarak 2019 yılında yürürlüğe giren “Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik” gösteriliyor.
Düzenlemeyle destek alan yapımların başvuru sırasında sunulan senaryo ve kurgu yapısına uygun biçimde tamamlanması şartı getirildi. Sinemacılar ise çekim ve kurgu sürecinde senaryo üzerinde değişiklik yapılmasının sinema üretiminin doğal bir parçası olduğunu belirtiyor.
Ayrıca Sinema Destekleme Kurulu’nun karar mekanizmasındaki değişiklikler ve değerlendirme raporlarının kamuoyuna açık olmaması da bildiride eleştirilen konular arasında yer aldı.
Avrupa’daki Kamu Destekleri Örnek Gösterildi
Ortak bildiride, farklı ülkelerdeki kamu destek sistemlerine de dikkat çekildi. Fransa’daki CNC, İngiltere’deki BFI ve Almanya’daki FFA gibi kurumların destek süreçlerinde sanatsal içeriğe yönelik müdahalenin sınırlı olduğu savunuldu.
Sinemacılara göre bu sistemlerde kamu kaynaklarının denetimi daha çok bütçenin doğru kullanılması, harcamaların belgelenmesi ve projenin tamamlanması gibi mali ve idari kriterler üzerinden yürütülüyor.
Avrupa Konseyi bünyesindeki Eurimages fonunda ise sanatsal nitelik, teknik standartlar ve finansal ortaklıkların temel kriterler arasında bulunduğu belirtildi.
Sinemacılar Şeffaflık Talep Ediyor
Sektör temsilcileri, kamu kaynaklarının kullanımı konusunda denetimin gerekli olduğunu ancak bunun sanatsal ifade özgürlüğünü sınırlayacak bir mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bingöl Elmas’ın belgeseli üzerinden yeniden gündeme gelen tartışmada sinemacılar, destek kararlarının hangi kriterlere göre alındığının daha şeffaf hale getirilmesini ve sanatsal üretim süreçlerinin siyasi değerlendirmelerden bağımsız yürütülmesini talep ediyor.